Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Denemelerim      
Kıyas ve Mutsuzluk 08.02.2009
İnsanoğlu, hayata gözlerini açtığı andan itibaren çevresel etmenlerden etkilenmeye ve bu sayede şekil almaya başlar. Sokağa çıktığında nelerle daha çok karşılaşıyorsa, televizyonu açtığında kimleri görüyorsa, aile içerisinde oluşan statüsü ne ise, kısacası etkileşime girdiği her şeyden biraz kendini oluşturur insan. Bu parça toplama süreci, insan başlığı altında göreceli kavramlar olan iyi ve kötüyü de aynı çatı altında buluşturur. Bu andan itibaren birbirinden ayrılır insanlar. Görsel ve düşünsel her şeyimiz gibi, iyi ve kötü algılamalarımız da, yarattığımız karaktere göre değişiklik gösterir. Böylelikle ortaya tek bir dünya değil, içinde bulunan insan adedi kadar çok sayıda dünya çıkar�

Kişilikler arasında ortaya çıkan farklılıkların, beraberinde kıyaslamayı da getirdiği malum. Meseleye genelden bakarsak, insanlar birbirleriyle hayatlarını kıyaslar. Asla hangi aşamalardan geçilerek oluşturulduğunu bilmediğimiz karakterlerin hayatlarıyla, tüm bilgilerine sahip olduğumuz kendi hayatımızı kıyaslarız. Bazen buna bindiği bir spor araba sebep olur, bazen bir kıyafet, bazen ise imzalamak için elinde tuttuğu bir kitap� Kıyaslama çoğu zaman kyskançlık duygusunun dirilmesiyle sonuçlanır ancak mantıksız olan şudur: Yapılan kıyaslar haklarında aynı bilgi seviyesinde olduğumuz obje veya kişiler arasında yapılmaz. Zira bir yanda kendi karakterimiz ve kendi dünyamız vardır, diğer yanda ise bir başkası ve onun başka dünyası�

Konuya burada hayal gücü dahil olur. Kıyaslamanın eksikleri hayal gücü vasıtasıyla kapatılır. Karşımızdaki insanın neler yaşamış olabileceği ve nasıl o an bulunduğu noktaya geldiğiyle ilgili mantıklı tahminler yürütülmeye çalışılır. Yani yapılan bir tür hayalciliktir ve hayalcilik, hayatımız boyunca işimize geldiği gibi şekillendireceğimiz en büyük destekçimizdir. Maalesef bu tür bir hayalcilik, insan benliğinde olmayan uçurumlar yaratabilir. Sizin küçük ve mutlu varlığınızın karşısına, dev bir rakip koyup karşılaştırma yapmanıza sebep olabilir. Dolayısıyla küçük ve mutlu varlığınız, günden güne mutsuzlaşır, hayattan korkmaya başlar. Bu korkma süreci, kişinin istemsiz bir şekilde savunma almasına sebep olur. İnsan gitgide içe kapanır ve hayal kırıklıkları yaşamamak için hep olumsuzu görmeyi, ona göre hareket etmeyi seçer. Çünkü bu sayede hayat, onun daha az canını yakacaktır. Maalesef oluşan bu durum tamamen korkunun ürünüdür ve korku, hayatımız boyunca verdiğimiz kararları temelinden etkiler.

Hayattan daha az zarar görmeye yönelik olduğu düşünülen bu hep olumsuzu görmeyi seçme yöntemi, mantıklı gibi duruyor olsa da, aslında temelinden itibaren hatalıdır. Olumsuza odaklanan biri, hayatın ona sunduğu seçenekleri kısıtlamış olur ve denemeden bilemeyeceği birçok şeyi elinin tersiyle itmek durumunda kalır. Bunu sağlayan da korkudur. Halbuki kaybettiklerimizi bilmeden neyi kazandığımızı bilemeyiz. Geriye dönüp baktığımızda �Keşke şöyle yapsaydım� dediğimiz her şey, bilmediğimiz bir başka gerçekliktir. Dolayısıyla �Şöyle yapsaydım, şimdi şu durumda olurdum� şeklinde kurguladığımız olaylar, tamamen hayal gücümüzün ürünüdür. Yaşadığımız hayatı sorgularken kurguladıklarımız çoğu zaman, doğru olmayan hayal ürünü şeyler veya gerçek olabileceğini tahmin ettiğimiz ihtimallerdir. İlginç olan şudur ki, bu tamamen kurgu ihtimaller üzerinde kafa yorduktan sonra, insanın hâletiruhiyesi değişir; bir fotoğrafa bakıp ağlayabilir ya da kendini hiç olmadığı bir yerde görebilir. Çünkü hayal gücü temennilerle birleşince ortaya, yaşadığımız hayata kıyasla çok daha güzel bir tablo çıkabilir. Hal böyle olunca, insan kendi mutlu hayatını sorgulamaya başlar ve bu sorgudan muhtemelen mutsuzlukla ayrılır.

Bu noktada konu, insan ihtiyaçlarının sonsuzu bulmasıyla da ilişkilendirilebilir. İnsan her daim yaşadığı standartlardan daha fazlasını ister. Önce önüne bir hedef koyar, o hedefe ulaşır ve ileriye bir başka hedef daha koyar� Sonra ona ulaşır ve yarattığı bir başka hedefe ilerler� Dolayysyyla insan, kendi iç dünyası yüzünden bu sonu gelmez anaforda döner durur. İnsanlaryn çalışan otomobillerini değiştirmeleri ya da daha büyük bir televizyon almak istemelerinin altında hep aynı mantık yatar� Hatta �dünyanın en zengin insanları� listelerinin bile bu mantığın bir sonucu olduğunu söylemek yersiz olmaz. Sonuçta her daim, var olan standartlardan daha iyisi vardır ve bunu yaratan da, insanın hayal gücüdür. Kendini kyyasa zorlayan benlik, bu sayede mutsuzluğun kapılarını da aralamış olur ve maalesef içinde yaşadığımız tüm bu yozlaşmış sistemin başlangıç noktası da budur; kıyas, mutsuzluk ve daha fazlasını istemek�
Gönderilmiş yorumlar:
Esr01.09.2010
Aykut sevdim bu yazıyı.
svm25.02.2009
Aykut ya yazın kopyalanmıyor:D bir cümle kopyalamak istedim oysa ki nese yazayım bari 'kaybettiklerimizi bilmeden neyi kazandığımızı bilemeyiz' vallah alaniz cok iyi olmuş düşüncelerine katılıyorum benzemek istemesemde içinde bende varım bu durumun kendimi düzeltme umuduyla :)yazım hatam varsa görmeyiver :P
Aykut GÖKER11.02.2009
Analiz : ) Hem sadece senden yararlanmadım ki, benim tanıdığım birçok kişi bu yazıda kendini bulabilir. Ayrıca şu ana kadar yazdığım tüm düşünsel yazılarda etkileşime girdiğim her şey benim malzemem oldu. Bundan sonra da olacak. Bu arada sana yolladığım metni unutturduğunu sanma : )
Melis PULAT11.02.2009
daha orijinal yazylar bekliyorum senden :) kolay gelsin...
Aykut GÖKER08.02.2009
Okuyan da kopya çektim sanacak : )) Ben sadece analiz yaptım ve senden de yararlandım bu konuda o kadar. Israrlıyım, kopya değil analiz : ) Ayrıca sen de yazıda anlattığım kötümserlerdensin işte :))
Melis PULAT08.02.2009
nasıl baktığınla alakalı tamamen. İyimser bir bakış açısı bu sonucu doğrular, evet (:
Aykut GÖKER08.02.2009
Kopyadan kastının hangi paragraf olduğunu biliyorum. Ama bu kopya değil, doğru analiz etme olsa gerek : )
Melis PULAT08.02.2009
özellikle bir paragraf boyunca kendimi okudum ama kopya cekmişsin anlattıklarımdan (: iyi bir eleştiri yazısıydı.
Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 473583 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.