Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Kendi Kirli Pencerem      
Kasym 06 - Mozart - Kendi Kirli Pencerem 17.09.2007
Amadeus

Her insan kendini özel hisseder ve her insan ba?kalary tarafyndan ke?fedilmeyi bekler. Hatta ço?umuz, hiçbir zaman di?er insanlar tarafyndan anla?ylamadan hayata gözlerimizi yumaca?yz. Görüp duydu?umuz, varly?yndan haberdar oldu?umuz nice ba?aryly insan, aslynda bizim gözümüzde çok da büyütülecek yetenekler de?il. Aslynda biz daha büyük potansiyellere sahibiz. Belki içimizdeki enerjiyi kullansak, hiç kimse bize rakip olamayacak! Ynançlarymyz bizi hep en do?ruya götürece?i gibi, ?üphesiz ki ba?aryyy da beraberinde getirecek.

Belki de Wolfgang Amadeus Mozart, Viyana’ya gelmeden önce Antonio Salieri de böyle dü?ünüyordu. Döneminin en önde gelen müzik dehasy olabilecekken, daha büyük bir dehanyn çykagelmesi, onun isminin ölümsüzle?mesinin önüne geçti… Bir sanatçy için daha kötü ne olabilir ki?

Geçti?imiz ay Devlet Tiyatrosu’nda Mozart’yn 250. do?um yyly ?erefine sahnelenen Amadeus, iki müzik dehasynyn birbirinin hayatyny yok etmesinin yany syra, tanry ve insan ili?kisine etkileyici bir açydan bakyyor. Oyunun ismi Amadeus olmasyna kar?yn eser, Antonio Salieri’nin cephesinden, oldukça dramatik bir dille Mozart’y anlatyyor. 1983’teki ilk temsilde Salieri’yi canlandyran Can Gürzap’yn, ?imdi yapymyn yönetmen koltu?unda oturmasy, oyunun önemli bir özelli?i. 1979 yylynda Peter Shaffer tarafyndan yazylan eserde, Antonio Salieri rolünde izledi?imiz Celal Kadri Kyno?lu ve Mozart’y canlandyran Zafer Algöz, muhte?em performanslaryyla göz dolduruyor. Ayryca Meral Bilginer’i Constanze Weber, Ny?an ?irinyan’y 2. Joseph, Mahmut Gökgöz’ü Kont Johann Killian Von Strack, Payidar Tüfekçio?lu’nu Kont Franz Orsini, Özgür Erkekli-Ali Ersin Yenar’y Baron Gottfried Van Swieten, Ali Dü?enkalkar ve Levent Güner’i ise Venticello I & II rollerinde izliyoruz.

18.yy’de Viyana’da ya?ayan Antonio Salieri, Saray Bestecisi unvanyyla onurlandyrylmy?, muhte?em bir müzisyendir. Yetene?inin tanry vergisi oldu?una inanan Salieri, bu yüzden de bestelerini tanry için yapmaktadyr. Ylk eserini 5 ya?yndayken besteleyen, 18 ya?yna geldi?inde ise 200’den fazla eser sahibi olan Mozart, Viyana’ya geldi?inde Salieri’nin hayaty altüst olur. Tanry vergisi yetene?inin, aslynda bestecilik olmady?yny anlayan Salieri, asyl yetene?inin bir müzik dehasyny yani Mozart’yn eserlerini anlayabilece?i bir zekâya sahip olmak oldu?u gerçe?iyle yüzle?ir. Ne yazyk ki Mozart gibi bir yetene?i çok iyi algylayabiliyor fakat onun kadar iyi besteler üretemiyordur. Bu durum zamanla Salieri’nin tanryya olan inancyny da temellerinden sarsar ve “böylesi bir yetene?i neden bana de?il de Mozart’a verdin” diyerek isyan eder.

Bu noktadan sonra Salieri, Mozart’yn Viyana’da yükselmesini önlemek için her türlü yolu dener. Bir yandan onun bestelerini dinletebilmesini engellerken, di?er yandan Mozart’yn para kazanmasynyn da önüne geçer. Fakat muhte?em zekâsyny kullanarak, Mozart’a hep dost görünmeyi de bilir. Tabii dostlu?unu genellikle Mozart’y tanymak için kullanyr ve enteresan bir ?eyle kar?yla?yr; Wolfgang Amadeus Mozart’yn notlaryna göz atty?ynda, kâ?ytlaryn üzerinde hiçbir düzeltme göremez ve bu konu hakkynda ?u yorumu yapar; “Mozart, eserlerini zihninde tamamlayyp, ondan sonra kâ?yda döküyor.” Bu bile onun deha oldu?unu kanytlar nitelikte.

Bütün bunlary yaparken zihnini Mozart ile zehirledi?inin farkyna varamayan Salieri, bu müzik dehasynyn kar?ysynda kendi müzikal hayatynyn koca bir hiç oldu?unu dü?ünmektedir. Ne tuhaftyr ki, halk ve dönemin önde gelenleri, Salieri’yi göklere çykartyrken, o aslynda göklere çykartylmaya laik ki?inin Mozart oldu?unun bilincindedir. Durumunu tanrynyn bir laneti olarak yorumlayan Salieri, ?u sözleri kullanyr; “tanry bana böylesine yüce birini algylayabilme yetene?ini verdi ve böylesine yüce bir yetene?i fark edemeyenler tarafyndan alky?lanmayy”.

35 ya?ynda hayata gözlerini yuman Mozart, son yyllarynda çok yoksul bir hayat sürdü. Ya?ady?y hayat ?artlary yüzünden birçok hastaly?yn pençesine dü?en Mozart, ölümünün yakla?ty?yny hissedip, kendi cenazesinde çalynmasy için Requiem’i bestelemeye ba?lady. Fakat erken gelen ölüm, Requiem’i tamamlamasyna fyrsat vermedi. Bu noktadan sonra eseri, Mozart’yn ö?rencisi Sussmayer tamamlady.

Mozart’yn ölümünden sonra da Salieri rahat bir hayat süremedi çünkü nefes aldy?y müddetçe, Mozart’yn yaratycyly?yny kyskandy ve hep onun yetene?ine öykündü. Ancak hiçbir zaman ba?aryly olamady?ynyn kendisi de farkyndaydy. Bu gerçek 75 ya?ynda, ölüm dö?e?indeyken bile ona gözkapaklary kadar yakyndy. Hayata gözlerini yumarken ‘tanrynyn sesi’ olarak nitelendirdi?i Mozart’a ve onun eserlerine içten içe hayranlyk beslemeye devam etti. ?u belliydi ki, Antonio Salieri’nin tek ?ansyzly?y, Mozart ile ayny dönemde ya?amy? olmasyydy. Ça?ynyn unutulmaz bir bestecisi olarak anylacakken, ismi Mozart’yn kar?ysynda günden güne eridi…

Bir sanatçy totalde tek bir ?eyin pe?indedir; ölümsüzlük! Bunu ba?armanyn bilimsel olarak imkânsyz oldu?u malumdur. Bu yüzden, kendi gider ama bu dünyaya eserlerini byrakyr sanatçy. Ysmi nesiller boyu hayranlyk ile telaffuz edilir. Böylelikle de unutulmazly?a, dolayysyyla ölümsüzlü?e ula?yr.

Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 473781 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.