Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Sinema      
The Dark Knight Rises - Artıları ve Eksileri 28.07.2012
Nihayet Christopher Nolan'ın çektiği Batman üçlemesinin son filmi vizyona girdi. 4 yıldır beklenen bu , The Dark Knight Rises ile müthiş bir şekilde sona erdi.

Üçlemelerin kaderi genellikle şu şekildedir: 1>2>3. Ancak Nolan'ın Batman'i, her yeni filmde vitesi artırmayı bildi. Batman Begins çok başarılı bir başlangıç yaptı. Ardından hikaye Joker'in de dahil olduğu The Dark Knight'a bağlandı ve sinema tarihinin en başarılı çizgi roman temelli kahraman filmi ortaya çıktı. Nolan'ın başarılı senaryosunun yanında etkileyici Joker yorumu ve Heath Ledger'ın müthiş oyunculuğu, The Dark Knight Rises için çıtayı bir hayli yükseltmişti. The Dark Knight Rises'da gördüm ki, Nolan yine dillere destan bir iş çıkarmış.

DİKKAT! Metin bu noktadan sonra spoiler içeriyor

Önce İyi Tarafından Bakalım

+ Hikaye The Dark Knight'ın 8 yıl sonrasında başlıyor. Batman, Joker'in kazanmasını önlemek ve Harvey Dent'in kahraman kimliğine zarar vermemek için kendini suçlu gösterdiği tarihten itibaren 8 yıl geçmiş. Bu süre boyunca Bruce Wayne bir daha hiç o kıyafeti giymemiş ve kendini bir münzeviye çevirmiş. Nolan'ın Bruce Wayne yorumu gerçekten çok başarılı. Yaşadığı travmatik durum, ölümden korkmamasının ona nasıl zarar verdiği, Batman kimliğinden nasıl uzaklaştığı gibi birçok detay, filmi izlerken Christian Bale'in performansında gizlenmiş. Bane ile Batman'in karşı karşıya geldiği ilk sahnede, birkaç darbeden sonra Batman kimliğinin yok olması ve ortaya kızgın bir Bruce Wayne çıkması, karakterin geçmişte yaşadıkları yüzünden ne denli zayıfladığını gözler önüne seriyor...

+ Heath Ledger'ın unutulmaz Joker performansından sonra Tom Hardy'nin Bane'inden hiç umutlu değildim. Hatta Christian Bale'den 5 cm kısa bir Bane görecek olmak da hoşuma gitmeyecekti. Nolan, boy sorununu ve Bane'in dev gövdesini Tom Hardy'e çok yakın çekimler yaparak aşmış. Film boyunca Tom Hardy'nin tepeden tırnağa gözüktüğü sahne sayısı çok az. Var olanların tamamı, Hardy'nin uzun palto giydiği sahneler... Oyunculuk performansı açısından değerlendirecek olursak, binbir surat lakabını almaya başlayan Hardy, filmde beni şaşırtacak derecede başarılıydı. Bane'in iri gövdesine biraz ince gelen sesini, başarılı tonlamalarla etkileyici bir hale getiren Hardy, kanaatimce filmin başından sonuna kadar Bane maskesiyle oynamanın verdiği motivasyonu sonuna kadar kullandı. Böylelikle ortaya, ortalamanın üzerinde bir performans çıktı.

+ Oyunculuk konusunda ben etkileyen diğer karakterlere hayat verenler Michael Caine, Christian Bale, Joseph Gordon-Levitt ve Anne Hathaway'di. Morgan Freeman, Marion Cotillard ve Gary Oldman için diyecek fazla bir şey yok, ekonomik oynadılar ve rolün gerektirdiğinden bir adım fazlasını sergilemediler.

+ Filmde Catwoman ya da herhangi bir kedi yoktu, Anne Hathaway'in Selina'sı vardı. Filmden önce Anne Hathaway'e önyargılıydım zira Michelle Pfeiffer'ın Catwoman'ınını halen baş tacı yapıyordum. Ayrıca Kedi Kadın, Nolan'ın serisinde fazla karikatür gibi kalabilirdi. Nolan çözümü bulmuş! Serinin başından beri ''mümkün olduğunca'' cizgi romanlardaki aşırı fanteziden (Bknz: Bane) kaçarak kurguladığı filmlerine bir yenisini eklemiş. Ortaya Michelle Pfeiffer ile kapışacak bir kedi kadın çıkarmak yerine Anne Hathaway'i başarılı bir hırsız olarak kurgulamış. Dolayısıyla karakter kedivari hareketler yapmak durumunda kalmamış...

+ Ben, senarist Nolan'ın yönetmen Nolan'dan küçük bir adım daha başarılı olduğunu düşünüyorum. The Dark Knight'ın kurgusu ve senaryosu son derece başarılıydı. The Dark Knight Rises'da da kötü tarafın şeytani zekasını çok iyi yansıtmış ve Batman'in dramatik durumlar içerisine mantıklı kurgularla sokmayı bilmiş.

+ Bırakın Batman'i, hiçbir DC çizgi romanında adı geçmeyen Blake karakteri (Joseph Gordon-Levitt), yine Nolan'a has bir üslup ile gayet gerçekçi bir şekilde kaderine doğru gitmiş.

+ Filmin müzikleri çok başarılı...

+ Son olarak müthiş bir final. Filmde korku ve hayatta kalma hissi ile ilgili dramatik bir bağ kurulmuş. Hayatta kalma isteği, ölme isteğine galip geliyor...

Madalyonun Diğer Yüzü

- Bir yönetmenin iyi anlaştığı oyuncular olmasını doğal karşılıyorum ancak hep aynı kişilerle çalışması bana mantıklı gelmiyor. Joseph Gordon-Levitt, Tom Hardy ve Marion Cotillard'ın oyunculuklarına diyecek söz yok fakat Nolan'ın daima onları tercih ediyor olması demek, kendini kısıtlıyor olması demek. Özellikle tiyatroda Mehmet Ergen gibi birçok yönetmen sabit kadro kurmaktan kaçınıyor. Sebep çok açık, elinizin altında tüm oyuncular varken niye 20 sabit kişiyle yola çıkma zorunluluğu hissedilsin ki? Batman üçlemesi, Inception ve hatta The Prestige. Bu filmlerde yaklaşık 10'a yakın aynı oyuncu var... Bence Nolan'ın bir an evvel kadro kurmaktan vazgeçmesi gerek.

- Bruce Wayne'in gönül ilişkileri bir hayli enteresan. Kime hangi duyguyla yaklaşıyor, net bir şekilde verilememiş.

- Film yaklaşık 2 saat 40 dakika sürüyor fakat bazı yerler öyle hızlı geçilmiş ki, The Dark Knight Rises'a 2 saat 40 dakika bile yetmemiş. Özellikle uzun zaman geçişleri, sadece birkaç sahne ile yapılmış. Bu süreçlerde keşke Christian Bale'in sakalları uzasaymış!

- Tom Hardy'nin kısa boyu ve Bane'in cüssesiyle yarışamayacak kadar zayıf vücudu, Nolan tarafından yakın çekimlerle büyük gösterilerek kotarılmış fakat bir süre sonra o yakın cekimler göze çok batmaya başlıyor.

- ...
Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 474038 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.