Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Kendi Kirli Pencerem      
Mart 07 - Kendi Kirli Pencerem 17.09.2007
Çok Soru Sorduysam Özür Dilerim

Her sabah oldu?u gibi yine uyandyk, kalktyk, rutin uygulamalarymyzy gerçekle?tirdik, kimimiz okula, kimimiz i?e, kimimiz de soka?a çykty. Typky her zaman yapty?ymyz gibi. Çünkü rutindik, rutin olmaya da devam ediyoruz. Gün geçtikçe de, hiç olmady?ymyz kadar gömülüyoruz, sürünün içine, ortalarda, diplerde bir yere…

Kent, özellikle kent hayaty, kendi duvarlaryny örüyor çevremize. Biz kentin istedi?i yerde, kentin istedi?i gibi hareket ediyoruz. Zor olan sürüden ayrylmak de?il, sürüden ayryldy?ymyzyn fark edilmesi aslynda… Koca bir kent, kalyn duvarlarla örülü, çyky?y bulmak da i?imize gelmiyor, içeride kalmak da. Biz genellikle standartlarymyzy bozmayacak olany yapyyor ve kalyyoruz. Çünkü de?i?iklik, cesaret gerektiriyor. Cesaretimizi kyran da kentlilerin ya?amy. Neredeyse tamamy, ya?adyklary o rutin hayattan memnun görünüyor. Belki kendilerine bile itiraf edememelerinin altynda, sy?yndyklary bahaneler var; çünkü onlardan önceki nesil de böyle ya?amy? de?il mi?

Her kesimden insany i?aret ediyor, büyük kent ya?amy. Ayny anda binlerce, hatta milyonlarca hayat ayny kaldyrymlarda akyyor… Pamuk ipli?inden yapylmy? aslynda, ya?am ile ölüm arasyndaki ince çizgi. Belki bir anlyk bunalym anyna ba?ly her ?ey, tüm geçmi?, ya?anmayacak bir gelecek ve etkile?imli olan hayatlar…

Türlü türlü tehlike kol geziyor, kentlinin ardynda. Ama ölüm kurasy, nüfusa ba?ly olarak bazen binde bir, bazen milyonda bir isabet ediyor… Bunlar hatyry sayylyr rakamlar olsa da, zaten kentli insan ölümden de?il, parçalanmy? hayatlardan çekiyor. Kendine vakit ayyramayan, yalnyzca kentin i?leyen çarkyny döndürmek için uyuyan, uyanan, çaly?an, kendine bakan insanlar oluyoruz. ?u an bile sa?lyklyysak, bu halimizi i?leyen çarklarda sömürüyoruz. Geriye posasy çykmy? bir beden ve vaktinden erken ya?lanmy?, hayata kapanmy? bir beyin kalyyor. Aksini kim iddia edebilir?

Vaktinizin tamamy bo? olabilir, yani kendinize ait olabilir. E?er öyleyse, bu bo?luktan rahatsyz oluyorsunuz de?il mi? Neden? Çünkü kentli insanyn rutin hayatyna öykünüyorsunuz. Onlar gibi olmak, bir düzenin, bir mekanizmanyn parçasy olmak istiyorsunuz. Aksi halde hayat yok! Kent, bo? durana hayat vermiyor çünkü. Ona imkan tanymyyor; düzen böyle, çark böyle i?liyor ve i?leyen çarky de?i?tirmek, büyük cesaret istiyor…

Aslynda yürüdü?ümüz sokaklara, kaldyrymlara, a?açlara, önünden geçti?imiz binalara, araçlara bakty?ymyzda, ‘benim’ diye sahiplendi?imiz kente, ne kadar da az etki edebildi?imizi görüyoruz. Me?erse samanlyktaki i?ne ucundan bile ufak bir hayatmy?yz, hatta belki de tüm hayatlaryn toplamy bile, samanlyktaki i?ne ucundan ufaktyr.

“Neden ya?yyoruz öyleyse?” diye sormak yerine, “Neden hiç ya?ayamyyoruz?” diye sormak gerekmez mi aslynda? Belki bu biraz pesimist bir yakla?ym ama aksini de kim iddia edebilir ki?

Peki ya soru sormayy ne zaman byraktyk ya da hiç ba?ladyk my? Ba?ladyysak bile do?ru sorulary sordu?umuzu kim bize söyleyecek? Hiç emin olmayaca?yz nasylsa, peki daha önce hiç emin olduk mu bakalym?

Tamam, sorulary bir kenara byrakalym, (En azyndan deneyelim) o zaman geriye, u?runa ya?anacak bir ?ey kalacak my (Görüldü?ü gibi sonuç ba?arysyz) bakalym? Y?te az önce belirtti?im gibi, aslynda kentli insany berbat eden, parçalanmy? hayatlar… Da?ynyk zihinlerimizi toplamamyz için kent bize uygun ortamy vermiyor, uygun ortamy kendimiz almaya kalkynca da, yine var olan standartlarymyzy de?i?tirmek, cesaret gerektiriyor.

Yli?kileri ele alalym, birbirlerimizin hayatlaryndan çaldy?ymyz zamanlary… Ne kadary gereklidir acaba? Bunu hesaplayamayaca?ymyz gibi ne kadarynyn yeterli olaca?yny da belirleyemiyoruz. Peki kar?ymyzdakinin vaktini çaldy?ymyzy hiç dü?ündük mü? Dü?ündüysek bile bu tahmin, onun kafasyndaki tahmine yakyn mydyr acaba? Aslynda bu sorularyn büyük bir kysmynyn kentte ya?amak ile alakasy olmady?y gerçek, fakat ilgili olan ?u ki, kent hayaty avucumuzdaki sorulary unutturuyor, bizi kalabaly?yn içine çektikçe, çarklara dahil ediyor, çarklara dahil oldukça da, yalnyzla?tyryyor. Sadece bu kadar da de?il, dy? etmenlerin müdahaleleriyle de kentli birbirine benzetiliyor. Moda dedi?imiz nedir ki? Bizleri birbirimize benzetmekten ba?ka nasyl bir etkisi var ki?

Toparlamak için, sorulary tek tek cevaplandyrmamyz lazym galiba. Ama sokakta dev birer soru i?areti gibi gezen bizler için, vaktinden erken ya?lanmy?, hayattaki yeniliklere kapanmaya ba?lamy? beyinler için, ‘toparlamak’ güç. Çünkü bir hayat toparlamaktan bahsediyorum; yskaladyklarymyzy geri kazanmaktan…
Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 473805 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.