Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Öykülerim      
Koyu Bir Gün - Bölüm 2 12.08.2013
Vedalaşmak için gelmişti yanına. Ağzından çıkacak bir kelimenin yolunu gözlüyordu sanki gözyaşları. Hani bir konuşsa, bütün cihan yerle bir olacaktı. Öylesine suskundu ki, böylesine bir sessizlik kitaplar doldurturdu şair olsaydı ona...

Zoraki bir gülümseme kondurmak kadar yersiz bir şey yoktu şimdi yüzüne. Adetti, denedi. Aniden kopan fırtına devirdi maskesini. Tutmak için kendini çok gençti. Gözyaşları otogarın soğuk havasıyla buluşunca, ayrılık suratından daha bir serin akıyordu...

''Gitme'' dedi adama. Kelime sanki çok uzun bir yoldan gelmiş gibiydi. ''Gitme'' diye yineledi. ''Elveda'' dedi adam, kadına. Belki dakikalar süren sessizlikten sonra. Elveda tekrarlanmadı bir daha. Elveda tekrarlanamazdı zaten, çünkü bir şeyler kırılıp dökülmesi gerekirdi, bir tane daha elvedaya. O kelimenin hiçbir anlamı yokmuş gibi baktı kadın. Öyle istiyordu çünkü. Adamın gözleri kadından uzağa, otogarda görülebilecek en uzak noktalara kaçıyordu. Kör bir şahin gibi bakıyordu adeta. Kadın sarılmak istedi, durdu. Sarılmadı. Çünkü kadın sarılmanın çok ötesinden geliyordu. Adam bakışlarını yere düşürdü. İki damla yaşın hesabını eder gibi kendinden, yüzünü gizlemeye çalıştı. O sırada anons geldi. Kadının hıçkırıklarını duyamayacağı o birkaç saniyeyi beklemişti sanki. Göz göze gelmeden arkasını döndü. Hızla otobüse doğru yürüdü. Sanki adamın her adımında ruhu etinden sıyrılır gibi boşluğa düşüyordu kadın.

Adam otobüse bindi. Otobüs hareket etti. Kadın ise olduğu yerde kaldı dakikalarca. Ne bir ağlama ne bir söz duyulmadı kadından. Hatta nefes bile almadı sanki. Vücudu bir yaşam destek ünitesine bağlanmış bir hasta gibi tepkisizdi kadın. Bir tek ölüm bu kadar sessiz olabilirdi...

Telefon çalınca sessizlik alt üst oldu adeta. Arayan adamdı. “Mektup yastığının altında” deyip kapattı. Kadın ruhuna yeniden can gelmiş gibi eve dönüş yolunu tuttu. Ayakkabılarını çıkarmadan yatak odasına geçti. Yastığı sanki hayat memat meselesi gibi kaldırdı. Burada bir şey yoktu. Yatağın diğer tarafına geçti hızla. Yastığı kaldırdı ve kaldırdığı gibi fırlatıp attı. Burada da bir şey yoktu. Yatağı iyice aramaya başladı, yatağın altına baktı. Yatağın yanı başında duran komidinin çekmecelerini açtı. Hayal kırıklığına uğramış bir gerginlikle komidini devirdi. Hiçbir yerde mektup yoktu. Kendini yere düşen bir külçe gibi yatağa bıraktı. Hiç hareket etmeden saatler geçirdi. Hava kararmıştı. Doğruldu, yastığa başını koydu, karanlıktan medet umar gibi dikti gözlerine kör bir noktaya. Sonra düşüncelere daldı ansızın, adamı düşündü. Kendini düşündü. Kalbinde bir sızıyla düşünceler aktı durdu o gece. Mektup yerine ulaşmıştı.

Kapı çaldı. Ayağa kalkıp ışıkları yaka yaka kapıya doğru ilerledi. Yürürken aynada kendine baktı. Tüm öğleden sonra yatmasına rağmen çok bitkin görünüyordu. Kapıya giderken geri döndü, yatak odasına. Kıyafetini değiştirdi. Işıltılı bir elbisesi vardı artık üzerinde. Makyaj yapmaya başladı. Bu süre zarfında kapı tekrar çalmamıştı. Öylece birkaç dakika geçti.

Makyaj yaparken kendinde son bir parıltı buldu sanki. Gözlerinde. Ha söndü ha sönecek bir parıltıydı bu. Kapı tekrar çaldı. Saçlarına elleriyle son bir şekil verip hızla kapıya yöneldi. Düğmeye bastı. Apartman kapısı açıldı. İki müşteri gelmişti. Ellerinde de bu koyu güne yaraşacak kadar solgun birer tane gül vardı. Kadın gülleri sanki bir sevgiliymişçesine erotik bir sevecenlikle kabul etti. Pembe bir saatin sonunda dairede iki el silah sesi duyuldu…
Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 473582 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.