Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Röportaj      
Aykut Göker Röportajı - E.İ. 06.01.2014
Gazetecilik öğrencisi genç dostum Emre İliksiz, benimle tiyatro üzerine bir röportaj yaptı. İlgili metnin örneğini aşağıda bulabilirsiniz.

***

Aykut Göker kimdir? Kısaca bahseder misiniz?

1984 yılında doğdum. 9 yıl teknoloji basınında çeşitli dergi ve İnternet sitelerinde görev yaptım. Hemen hemen bu süreç boyunca aslında ikinci bir hayatım daha vardı. Zira akşamları tiyatro eğitimi alıyordum. Birçok farklı tiyatronun eğitimini tamamladıktan sonra şimdilerde Gösteri Sanatları Merkezi’nde Oyunculuk bölümünde asistanlık yapıyorum. Ayrıca yazıp yönettiğim Mavi adlı bir de oyunum var.

Tiyatronun sizin için önemi nedir?

Benim 1 numaram yazarlıktı her zaman. Halen de öyle. Hikayelerimi anlatmam için ideal bir alan tiyatro. O siyah alanın içine girip orayı dilediğim gibi renklendirebiliyor, doldurabiliyorum. Yönetmenliğe de geçiş sürecim yine kendi hikayelerimi kendi istediğim gibi aktarma dürtüm yüzünden oldu. Tamamen kontrol bende olunca içim daha rahat oluyor. Kendimi daha iyi ifade edebiliyorum. Bu yüzden tiyatronun önemi çok büyük. İhtiyaç gibi bir şey…

Yakın zamanda ilk tiyatro oyununuzu sahneleyeceksiniz. Bu proje ne kadardır aklınızda?

Aslında prömiyerini Aralık ayında yaptık. Ocak ayında iki yeni sahnede oyunlarımız olacak… Oyunun adı Mavi. Yanlış hatırlamıyorsam geçen Nisan ayı gibi teksti bitirdim. Fakat oyun yazıp yönetme fikri ya da hayali diyebiliriz, 2008 yılından itibaren netleşti. Zaten hayal kurmadan başaramazsınız…

Sizce bir oyun yaratmak için neler gerekli?

Oyun yaratmaktan kasıt, işin yazarlık kısmıysa, öncelikle hayal gücüne ihtiyacınız var. O hayal gücü de, kendinizi bildiğiniz yaşlardan itibaren, gördüğünüz, izlediğiniz, duyduğunuz, okuduğunuz ve düşündüğünüz her şeyden besleniyor. Bu yüzden de farklı kültürel yapılarda doğup büyüyen yazarların farklı dertleri konu aldığını görüyoruz. Bu çok doğal bir süreç. İşin bu kısmı öyle veya böyle herkes için geçerli. Fakat yazarı yazar yapan, o zihninde tasarladığı şeyleri tabir yerindeyse kağıda döküyor olması. Eğer bunu yapmazsa yazar değildir, bu kadar basit. Bu sorunun teknik olarak yanıtı çok uzun ama teknik olmayan basit bir yanıt vermek gerekirse, bolca yazmak istediğiniz türde metinleri bolca okuyun ve oyunları izleyin…

Tiyatro oyunu sahnelemek isteyen bir amatör neler yapmalı?

Bu çok ciddi bir iş ve bunu yapmak isteyen çok işi olduğunun da farkındayım. Öncelikle bir metne ihtiyacınız var. Buna sahipsiniz diyelim, oyuncu bulmalısınız. Onları da buldunuz diyelim, prova için sahneye ihtiyacınız var ve bu öyle 2-3 provayla kotarılacak bir iş değil. Amatör biri belki 30-40 gün prova yapmak zorunda kalacak. Bu kadar süre boş bir sahne bulmak hiç ama hiç kolay değil. Bulsanız bile sahnelerin çoğu böyle bir süreç için sizden sahne kirası talep edecektir. İşin burada mali boyutu da ortaya çıkıyor. Oyuncular ve teknik elemanlarla yapılacak anlaşmalara hiç girmiyorum bile. Bir de şu var. Amatör bir ekip ve muhtemelen bu ekibin her biri ya çalışıyor ya okuyor… Örneğin 4 kişilik bir oyun yapmaya çalışıyorsunuz. Asistan ve teknik ekip de toplamda minimum 2-3 kişi desek. Sizle beraber kadro birden 8 kişiye çıkıyor. Amatör ekiplerin prova sürecinde en çok karşılaştığı sıkıntı şu: 8 kişinin aynı günlerinin boş olması ve sağlık durumlarının da prova yapmaya uygun olması gerekiyor. Zira tiyatro müşterek yapılan bir iş. Provanın ilk zamanlarında teknik ekibe çok ihtiyaç yok fakat 5-6 kişinin ilk günden itibaren prova tarihlerine uyum sağlaması gerekiyor. Yani sorunuzda bahsi geçen amatörün bütün bunları hesaplaması lazım. Her şeyden önce oyuncu ve sahne bulmak için iyi bağlantılar kurması gerekiyor…

Gelecekte gerçekleştirmek istediğiniz büyük bir projeniz var mı?

Var ama bu zamanla ortaya çıkacak bir şey. Şu an bahsedemem.

Bir film yapmaya karar verseniz türü ne olurdu?

Şu an için gerilim türü daha çok ilgimi çekiyor. Ancak bu, film yapma zamanı geldiğinde, yazmış olduğum metne bağlı olacak. Eğer aklıma yaratıcı bir aşk hikayesi ya da bir korku filmi gelirse, neden yazmayayım. Film yapacağım zaman elimde gerilim türü haricinde başka bir iyi fikir varsa, onu da değerlendirebilirim.

Tiyatro zamanımızda gençlerin rağbet etmediği bir sanat dalı. Bunu değiştirmek için neler yapılmalı?

Gençlerin kafasında tiyatro, maalesef sinema ve televizyonla rekabet ediyor. Ancak belki de bu karşılaştırma ortadan kaldırılmalı. Tiyatro bambaşka bir dünya ve bu dünya canlı, yaşıyor… Ayrıca bir diğer önemli husus da gençlere tiyatroyu sevdirmek için seçilen oyunlar... Ebeveynler, daha önce hiç tiyatroya gitmemiş bir çocuğun önüne direkt Shakespeare oyunu koyarsa, o çocuğun tiyatro sevdası başlamadan bitebilir. Yanlış anlaşılmasın, Shakespeare’i kötülemiyorum ama Shakespeare ilk adım olmamalı diyorum. Aslına bakarsanız ilk adımların çağdaş yazarların oyunları olması, çocuğun hayal gücüne daha yatkın karşılıklar bulmasını sağlayacaktır. Zira her ne kadar karşılaştırmasam da, öykü bazında değerlendirdiğimizde, günümüz genç kuşağı tüm dünyada izlenen çok başarılı dizileri takip ediyor, en yeni ve yüksek bütçeli filmleri izliyor… Onlara modern dünya yazarlarının oyunlarından ikram etmek, başlangıç için, ısınma turları için daha verimli olabilir…

Oyununuz Mavi’den bahseder misiniz?

Mavi, iki kişilik bir oyun. 70 dakikalık gerilim türünde bir öykü. Bir psikologun ofisinde geçiyor, psikolog ve hasta arasında... İkili arasındaki şaşırtıcı diyaloglara tanık olacak seyirci ve beklenmedik olaylar gelişecek. İki yetenekli genç oyuncu ile çalışıyorum; Can Yaman ve Şahin Sancak. Yardımcım Derya Şahan. Işık ve ses ile Mustafa Uhud Çoban ve Umut Çeşitli ilgileniyor. Olağan Masallar Tiyatrosu ve KarArt Yapım işbirliği ile hazırlanan Mavi, 8 Ocak’ta ve 23 Ocak’ta SekizinciKat Sahne’de, 28 Ocak’ta ise İkinciKat Sahne’de oynayacak. Beklerim…  
Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 473608 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.