Arama Yap :    
 
Kendi Kirli Pencerem
Denemelerim
Öykülerim
Şiirlerim
Güncel
Tiyatro
Sinema
Müzik
Röportaj
Fotoğraf
  Denemelerim      
Oyala ve Kazan 12.04.2017
Nasıl bir vakit kaybı bu içinden geçtiğimiz ''şey''? Düşünce, beraberinde gelişmeyi, gelişme beraberinde uygarlaşmayı getirmez mi? Peki öyleyse uygarlaşmanın neresinde kalıyor sosyal medya? Bir sosyal medya hesabı açtığınızda, sayısız insanın sizi hiç alakadar etmeyen sayısız anını öğrenmek, vakit kaybı değil de nedir? Peki o sosyal medya hesapları yüzünden birer ''pazar meyvesi''ne dönüşmemiz ne olacak?

Bundan yaklaşık 100 yıl önceye kadar ağır ağır ilerleyen bir medeniyetken, son 100 yıldaki sıçramamız (bu teknolojinin kaynağı?), gerçek bir sıçrama mı yoksa akvaryum balığı haline getirilme sürecimizin başlangıcı mı? Yani bir ilerleme var da... Bu ilerleme esarete doğru bir ilerleme gibi görünmüyor mu? Sosyal medyada, tezgahta alıcısını bekleyen bir elma olarak varlığımızı sürdürmek, suni teknolojik güncellemelerle oyalanmak, uygarlaşma kavramının neresiyle açıklanabiliyor? Sosyal medya, kediye verdiğiniz ve kedinin saatlerce oynayarak sizi rahatsız etmediği bir oyuncak gibi biz insanlar için. Fena halde oyalanıyoruz. Bizi oyalayan şey, bizi evcil hayvanı olarak görüyor gibi. Onun istediği alanda varız, onun istediği şeyleri tüketiyoruz, onun istemediğini yapmıyoruz gibi...

Bu ilerlemenin dönüşü meçhul. Öyle bir hale gelmişiz ki, insanları oyalayacak ne icat edilse, yapanı zengin oluyor ve dahi olarak tanımlanıyor. Televizyonda, akıllı telefonda, İnternet'te, her yerde kural bu: Oyala ve kazan! Eğer bir şey bizi oyalamıyorsa başarısız, yetersiz, kötü olarak algılanıyor. Bizler seve seve oyalanmayı kabul ediyoruz ve hatta tercih ediyoruz. Size de hedeften mükemmel bir şekilde uzaklaştırılıyormuşuz gibi gelmiyor mu?

Peki hedef ne? O kadar yanlış yöne ilerlemişiz ki, bulunduğumuz yerden göremiyoruz, seçemiyoruz hedefi. Amacımızı bulmak için zamanda geriye gitmek gerek. Mesela hastane reklamlarının olmadığı, bizleri adeta hipnotize ederek ''düşünmeyen'' yalnızca ''bakan'' bireyler haline getiren ışıl ışıl sokaklar ve tabelaların bulunmadığı, bizi oyalamak için geliştirilen hemen her şeyden uzakta bir geçmişe gidip bakmak gerek. Ve oradan yeniden başlamak gerek uygarlaşmaya... Oyalanmadan, oyalamaya çalışmadan...
Bu yazıya yorum gönder
İsim:
E-Posta:
 
Sayfa Gösterimi: 473645 | Tüm Hakları Saklıdır. Evet Gerçekten.